bazı futbolcular doğuştan şanslıdır, sonradan çalışarak geliştirebilecekleri teknik yeteneklerinin dışında çalışarak elde edilmesi imkansız bir yeteneğe sahiptirler; HIZ!!!
teknik yetenekleri kısıtlı olan oyuncular bile(o kendini bilir:) )hızlarını kullanarak etkili bir futbolcuya dönüşebilirler. bir de hem hızlı hem de teknik açıdan gelişmiş futbolcular vardır ki zaten onları hepimiz ve tüm dünya tanıyor.bu futbolcuların koşularından oluşan güzel bir video hazırladım.bu videoda hızın futbol için ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.
çağlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çağlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ocak 2009 Perşembe
30 Aralık 2008 Salı
TOTTİ FIKRALARI
sahadaki çakal tavırlarının aksine gerçek hayatta tam bir karadenizli gibi davranan totti'nin fıkralarını derledik ve siz okurlarımıza sunuyoruz(gerçekten çok uğraştık derlerken:) . fıkraların hepsi birbirinden güzel ve bizim karadeniz fıkralarını aratmıyor.totti'nin bu fıkraları kitap haline getirip satışından elde edilen gelirlerin bir kısmını da unicef'e bağışladığını belirtelim ve totti'ye hayran olmak için fazladan bir sebep daha bulmuş olalım.
mahkeme
totti' nin başı beladadır ve mahkemeye çıkar. hakim totti'den savunmasını ister. totti düşünür ve saymaya başlar; “panucci, mancini, chivu, candela
shakespeare
nişanlısı ( şu an evliler) ilary blasi totti'ye sorar;
- shakespeare okudun mu ?
- okudum ama yazarı kimdi ?
kedi
ilary blasi bir kedi yavrusu bulup eve getirir. akşam eve gelen totti'ye gösterip;
- bak ne şirin. acaba cinsi ne?
- tabii ki erkek. baksana bıyıkları var.
süre
totti bir seyahat acentasına telefon açar ve roma- milano arasının uçakla ne kadar sürdüğünü sorar.acenta görevlisi “bir saniye efendim...” der. totti teşekkür edip telefonu kapatır.
yağmur
totti terastadır. ilary blasi;
- francesco..,çeriye gel, yağmur yağıyor.
- burda da.
savunma
totti mahkeme öncesi çok ünlü bir avukatın çalışma odasındadır. avukat son derece tedirgin;
- totti savunmamızı daha iyi yapmalıyız.
- o zaman roberto carlos ve nesta 'yı çağıralım.
mastürbasyon
totti tuvalette mastürbasyon yapmaktadır. karısı hızla kapıyı açarak içeri girer. gördüğü manzaraya şaşırır ve der ki: “aaa...sen hep böyle mi işiyorsun?
hikaye
totti evde incil okumaktadır. akşam nişanlısı gelir ve "hadi yemeğe çıkalım..." der. totti isteksizdir; “ben gelemem... hikayenin sonunu çok merak ediyorum..”
dildo
totti bir gün bir sexshopa gider. tezgahtara "şu yukarıdaki pembe dildoyu, sağ taraftaki tırtıklı dildoyu ve şurdaki kırmızı dildoyu istiyorum" der. yezgahtar da "pembe ve tırtıklı tamam da; maalesef yangın söndürücü satılık değil.." diye cevap verir.
ev
totti ilary blasi’ye telefon etmiş. "ilary, evde kimse yok. çabuk gel." demiş. ilary blasi eve gitmiş. evde kimse yokmuş.
puzzle
totti aldığı puzzle'ı tamamlamaya uğraşır ve bu tam 4 ayını alır. bir türlü bitiremeyince puzzle kutusunun üzerine bakmaya karar verir ve kutuda 'bu puzzle 2 - 3 yaş içindir ' yazısını görür.
28 Aralık 2008 Pazar
KALEYİ GÖRDÜĞÜNÜZ ANDA VURUN!!!
yıllardan beridir türk futbolseveri olarak bu lafı söyleriz, kaleyi görünce vurun. ama türk forvetleri genelde bunu yapacak cesareti kendilerinde bulamazlar çünkü ülkemizde forvetler gayet acımasızca eleştirilir, kaçırdıkları her golden sonra büyük tepki alırlar. bunun sonucunda da kaleyi gördüğü anda vurmak yerine; forvet kaleye yaklaşıp daha garanti gol vuruşlarını tercih etme veya şut çekmek yerine sağa sola pas verme eğilimine girer, yani ne şiş yansın ne kebap diyerek garanti oynar. eminim hıncal uluç'ta bu görüşümü desteklerdi:) nihat kahveci gibi çok az sayıda forvetimiz ise her açıdan şut çekebilecek cesarettedir ve doğal olarak da bu forvetler avrupa takımlarında oynar. dünyanın en iyi forvetlerine bakınca da hep aynı özelliği görebiliriz, kaleyi görünce kendine güvenip şutunu çeken ve de iyi çeken oyuncular aranan forvetler olur her zaman. zlatan ibrahimovic'te bunlardan biri. alttaki video bunun en mükemmel örneklerinden birini gözler önüne seriyor...
O KADAR DA KÖTÜ DEĞİL

real madrid yine yaptı yapacağını ve portsmouth takımından lassana diarra'yı yaklaşık 19 milyon avro'ya transfer etti. sezonu kapatan mahamadou diarra'nın yerine alındığı çok belli olan lassana diarra'ya real madrid kurtarıcı gözüyle bakıyor. bu transfer ilk bakışta herkese saçma gibi görünebilir ama real madrid bunu gerçekten yapmalıydı. çünkü artık dünya futbolunda zenci, kuvvetli, çok koşan ve defansın önünde top kesen oyunculara ihtiyaç var. küçük takımlar sadece top kesebilen oyuncuları alırken büyük takımlar da hem top kesip hem de oyun kurabilenleri alıyor. "bu adama 19 milyon euro verilir mi??" diyenler fenerbahçe'nin aurelio-maldonado değişiminden sonra ne hallere düştüğüne baksınlar. belki 19 milyon euro biraz abartılı bir rakam ama real madrid çaresizdi ve acil transfere ihtiyacı vardı, bu açıdan real madrid yöneticilerini enayi olarak görmek yanlıştır. ben sadece bu hareketi yapan yöneticiyi büyük vizyon sahibi olarak görürüm.
11 Aralık 2008 Perşembe
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
tüm müslümanların kurban bayramını kutlar, en içten dileklerimle sevgi ve saygılarımı sunarım.
7 Aralık 2008 Pazar
SPORUN YENİ ADRESİ SPORSEVERX
yayın hayatına yeni başlayan sitemiz sporseverx; sizlere her türlü spor hakkında en son haberleri, ilgi çekici yazıları ve değerli yazarlarımızın değerli yorumlarını en doğru ve tarafsız şekilde aktarmayı kendine misyon edinmiş bir spor blogudur.daha gelişme aşamasında olan sitemiz sporseverx, her gün güncellenen yazıları ve gündemi takip eden yazarlarıyla dinamik ve güvenilir bir spor arşivi olma konusunda atılmış büyük bir adımdır. bu yolda bizim için en önemli unsur şüphesiz siz okurlarımızın beğenisi ve yorumlarıdır. bu sebeple her türlü yazı ve haberin altına istediğiniz yorumu yazabilir, sitemizde görmek istediğiniz herhangi bir içeriği belirtebilir ve sitemizin gelişimine katkıda bulunabilirsiniz.ayrıca siz de görüşlerinizi tarafsız ve kaliteli bir platform olan sporseverx'de belirtmek ve sitemizde yazar olmak istiyorsanız bu doğrultuda başvuru yapabilirsiniz.başvurularınız en kısa sürede incelenecek ve yazarlığınız onaylanacaktır. tüm sporseverleri sitemize bekliyoruz, bundan sonra sporun yeni adresi sporseverx olacak ve siz de bunun bir parçası olabilirsiniz!!!
4 Aralık 2008 Perşembe
GÜRCAN BİLGİÇ

kesik kesik ve çok sıkıcı konuşuyor, hep aynı şeyleri söylüyor,espri düzeyi ilkokul terk.zico konusunda çok fena göt olmasına rağmen hala fenerbahçe geçen sene ligde biraz kötü oynayınca ufak ufak zico'ya sallıyordu.ben hata ettim zico iyi bir hoca diyemeyecek kadar kompleksli bir insan.
bunlara rağmen ntv'de,show tv'de,sabah gazetesinde orada burada heryerde bu adam yazıyor,konuşuyor.babası yazar diye mi bu adamı da yazar yaptılar,ya da kuzeni hıncal uluç tv'de konuşuyor diye mi bu adamı da tv'ye çıkardılar?en kıdemli fenerbahçe yazarı kim denince akla bu adam geliyor ve bu gerçekten elem verici bir durum. bereket versin kriz sayesinde altıpas programından kovuldu da ahmet çakar'ı izlerken gürcan bilgiç eziyetine de zorunlu olarak katlanmaktan kurtulduk.ekonomik krizin benim açımdan olumlu yanı budur:D
23 Kasım 2008 Pazar
Matthew Le Tissier

belki bir zico,maradona,cruyff,van basten gibi şöhretli bir yıldız değil ama en az onlar kadar yetenekli bir ingiliz.matthew le tissier namı diğer"le god".
southampton taraftarları böyle bir yıldızı izleme şansını bulabildikleri için tanrıya çok defa şükrettiler.bir oyuncu düşünün zidane gibi çalım atsın, zidane gibi bir oyun sezgisine ve pas yeteneğine sahip olsun ve belki de başka hiç kimsenin çekemediği kadar iyi şut çeksin.bu matthew le tissier'den başkası olamaz.onun fransa ve dünyanın en iyileri arasına girememesinin tek nedeni ömrü boyunca southampton takımında oynamasıydı. manchester,milan,inter gibi bir takımda oynasaydı o da platinilerle zidanelarla birlikte anılacakatı.tüm southampton kariyeri boyunca 443 maç ve 162 gol.bir orta saha oyuncusu için inanılmaz bir rakam.bu gollerinin hatırı sayılır bir kısmını da ceza sahasının dışından attığını söylersek hiç abartmış olmayız.
http://www.youtube.com/watch?v=m3jVh_IJwO0
bu adresten bir de kendi gözlerinizle görebilirsiniz:D
PES 2009

pes 2009'u play station 3'te oynadım ve gördüm ki konami artık iyice abartmış!
öncelikle atak organizasyonlarındaki zenginliği diğer oyunlara göre inanılmaz artırmışlar.havadan ve yerden attığınız ara paslar eğer yerinde atılmışsa defansla hiç muhattap olmadan direk kaleciyle karşı karşıya kalabilirsiniz.önceki pes oyunlarında bu yoktu mesela, havadan attığınız ara paslar çoğunlukla spikere"top çok hızlı" dedirtecek cinstendi.bu açıdan oyun size bir pirlo,bir totti,bir deco hissiyatı yaşatabilir.bileklerine hakim top cambazlarının karşısında oynamak bir defans oyuncusu için hiç kolay değildir,işte pes 2009 bu noktada da size gerçek futbol deneyimini yaşatıyor.ronaldinho veya cristiano ronaldo tarzı oyuncuların karşısında defansınız büyük sorunlar yaşayacak.
grafiklerine bakınca, konami firması özellikle gece maçlarında size oyunu bıraktırıp sadece hayran hayran grafikleri seyrettirmeyi amaçlamış olsa daha iyisini yapamazdı. stat ışıklandırmalarının etrafındaki o dumanımsı buğulu görüntüyü aynen yansıtmışlar ve bu maçın atmosferine inanılmaz bir gerçekçilik katmış.bir exhibiton maça başlarken tahminim çoğu oyuncu bu yüzden night seçeneğini tercih edecektir.
sonuç olarak karşımızda eski versiyonlarına göre hücum kombinezonları ve pas gerçekçiliği açısından kendini epeyce geliştirmiş bir oyun var.pes severler ve hatta futbolseverler bu oyundan kesinlikle keyif alacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)